Temel Çıkarımlar
1. İklim Krizi, Eşitsizlik ve Popülizm Birbiriyle Bağlantılıdır
Bu makale, bu üç olguyu tek bir tarihsel durumun belirtileri olarak ele almayı öneriyor: Sanki egemen sınıfların önemli bir kesimi (bugün “elitler” olarak çok gevşek bir şekilde adlandırılan) dünyanın kendileri ve diğer herkes için artık yeterince yer kalmadığı sonucuna varmış gibi.
Tek bir olgu. 1980’lerden bu yana artan eşitsizlikler, iklim değişikliğinin sistematik olarak reddedilmesi ve milliyetçi/popülist hareketlerin yükselişi ayrı meseleler değil; temel bir değişimin birbirine bağlı belirtileridir. Bu değişim, bazı elitlerin gezegenin eski modernleşme modeliyle evrensel refahı sürdüremeyeceğini fark etmesiyle şekillenmiştir.
Ortak ufkun terk edilmesi. Paylaşılan bir gelecek aramak yerine, bu elitler ortak bir dünya fikrinden vazgeçip kendilerini korumaya karar verdiler. Bu da deregülasyon, artan eşitsizlik ve çevresel krizin reddiyle sonuçlandı. Donald Trump’ın seçilmesi ve ABD’nin Paris Anlaşması’ndan çekilmesi, bu kaçışın çarpıcı simgeleri olup, “dünya”nın ne olduğu üzerine bir savaşın varlığını ortaya koyuyor.
Herkes için evrensel toprak yoksunluğu. Bu terk ediş, herkesin—yıkıma uğramış topraklardan kaçan göçmenler ve kendi ülkelerinde dışlanmış hisseden vatandaşlar dahil—toprak kaybı yaşadığı “kötü niyetli bir evrensellik” yaratıyor. Günümüz siyasetindeki panik ve kaygı, yaşanabilir topraktan mahrum kalma ortak deneyiminden kaynaklanıyor ve iklim meselesini tüm jeopolitik sorunların merkezine yerleştiriyor.
2. Elitler Ortak Dünyayı Terk Etti, Siyasal Deliryuma Yol Açtı
Paylaşabileceğimiz ortak bir dünyanın yokluğu bizi delirtmekte.
İhanet ve inkar. Hipotez şudur ki, bazı elitler Yeni İklim Rejimi’nin tehdidini anladı ama sonuçlarını halkla paylaşmamaya karar verdi. Bunun yerine dayanışmayı yıktılar (deregülasyon), kendilerine altın kaleler inşa ettiler (eşitsizlik patlaması) ve harekete geçmelerine neden olan tehdidi reddettiler (iklim değişikliği inkârı).
Epistemolojik kaos. Bu bilinçli inkar ve ihanet, kamusal hayatta yaygın bir güven kaybına ve “epistemolojik deliryuma” yol açtı. Liderler inkâr edilemez gerçekleri reddedip ortak gerçeklikten vazgeçince, vatandaşların “alternatif gerçeklere” yönelmesi ya da yerleşik bilgi ve kurumlara olan inancını yitirmesi anlaşılır hale geliyor.
Güvenin zehirlenmesi. Trump gibi süper zenginler, iklim tehdidini gizlemek için dezenformasyon kampanyalarını aktif olarak finanse ederek suç işlediler. Bu durum sıradan insanları gerçek durumu kavrayamayan ve etkili şekilde harekete geçemeyen bir sisin içine bıraktı; inkârcılar ise sürekli yalan söyleme ve imkânsız bir gerçekliği sürdürme zorunluluğuyla zehirlendi.
3. Eski Siyasal Pusula (Yerel vs. Küresel) Kırıldı
Artık gerilim yerine uçurum var.
Modernleşme vektörü. Yüzyıllar boyunca siyaset, Yerel (geleneksel, arkaik) ile Küresel (modern, ilerici) arasında bir vektör boyunca şekillendi. Bu eksen, kimin ilerlediğini ve kimin geride kaldığını belirleyerek, Sol ve Sağ’ın konumlanmasına net, ancak acımasız bir yön sağladı.
Paramparça koordinatlar. Evrensel ilerleme ve özgürleşme vaat eden Küresel ideali giderek gerçek dışı hale geldi ve “küreselleşme-eksi”ne dönüştü—birkaç kişinin kendi çıkarları için dayattığı dar bir vizyon. Buna karşılık Yerel de “yerel-eksi”ye evrildi; nostaljik, katı ulusal veya etnik kimliklere çekilme.
Ortak ufuk yok. Bu iki kutup o kadar uzaklaştı ve gerçeklikten o kadar kopuk hale geldi ki, eski vektör paramparça oldu. Artık siyasal pozisyonları yönlendirecek ortak bir ufuk ya da zemin kalmadı; insanlar eski haritayla dost ve düşmanı ayırt edemiyor.
4. “Trumpizm” Dünyadan Kopuk Bir Gerçeklik Kaçışını Temsil Ediyor
İlk kez, iklim değişikliği inkârı bir ulusun kamusal yaşamının yönünü belirliyor.
Dördüncü çekim merkezi. Trump’ın siyasal yeniliği, “Dünyadan Kopuk” dördüncü bir çekim merkezini tanımlamak ve somutlaştırmaktır. Bu, tepkisel bir Dünya ve dünyevi kısıtlamaları açıkça reddedenler için bir ufuk, kelimenin tam anlamıyla vergi cenneti gibi karada değil denizde faaliyet gösteren bir alan.
Çelişkilerin kaynaşması. “Trumpizm,” küreselleşmeyle ilişkilendirilen maksimum kâr hırsı ile yerelle ilişkilendirilen eski ulusal/etnik kategorilere geri çekilmenin tuhaf bir kaynaşmasıdır. Bu ancak modernleşme ile Dünya’nın sınırları arasındaki çatışmayı sistematik olarak inkâr ederek mümkün olur; iklim şüpheciliği hareketin temelidir.
Siyasetin ötesi. Bu hareket sadece “post-truth” değil, “post-politics”tir; iddia ettiği dünyayı reddeder. Zaman kazanmak ve dünyaya inmekten kaçınmak için umutsuz bir çabadır; hatta geri kalan dünyayı uçuruma sürüklemek pahasına. Bu, tanımlanabilir, ortak gerçekliğe yönelik siyasetin sonunu teyit eder.
5. Yeni Bir Çekim Merkezi: “Yeryüzü” Siyasal Bir Aktör Olarak
Mevcut yönelim kaybı, insan eylemlerine tepki veren ve vermeye devam edecek, modernleşmecilerin nerede, hangi çağda olduklarını ve bundan sonra hangi rolü oynamaları gerektiğini bilmesini engelleyen bir aktörün ortaya çıkmasından kaynaklanıyor.
Siyaseti yeniden yönlendirmek. Eski Yerel/Küresel eksenin parçalanması, üçüncü ve güçlü bir çekim merkezi olan Yeryüzü’nün ortaya çıkışını gösteriyor. Bu, uzaydan görülen “Dünya” ya da soyut “doğa” değil; kamusal hayata aktif katılan ve insan eylemlerine tepki veren yeni bir siyasal aktördür.
Jeo-aktör olarak. Jeopolitik artık sadece insanların dünyaya etki etmesi değil; insanların Dünya sistemiyle birlikte ya da karşı hareket etmesi meselesidir. Bu her şeyi değiştirir; fiziksel coğrafya ile insan coğrafyasını ayırt etmek ya da toprağı işgal etmek karşılığında işgal edilmemek imkânsız hale gelir.
Eşi benzeri olmayan durum. Yeryüzü hem kadim (ayaklarımızın altındaki toprak) hem de trajik biçimde yeni (Dünya sisteminin küresel ölçekte tepki vermesi). Hiçbir insan toplumu, sekiz ya da dokuz milyar insanın Dünya sistemine etkileriyle karşılaşmadı; bu durum eşi benzeri olmayan ve siyasal pozisyonların tamamen yeniden haritalanmasını gerektiren bir durumdur.
6. Siyasal Ekoloji Eski Haritada Kalarak Başarısız Oldu
Modernleşmek ya da ekolojileşmek: bu kritik tercih haline geldi. Ancak ekoloji başarısız oldu.
Orta yerde sıkışmak. Çevre sorunlarını kamusal tartışmaya sokmakta başarılı olmasına rağmen, siyasal ekoloji orantılı siyasal güç kazanamadı. Çünkü “Ne Sağ ne Sol” ya da “çatlağın ötesinde” konumlanmaya çalıştı; yeni bir siyasal vektör ya da çekim merkezi tanımlayamadı.
Karmaşık yönelim. Ekolojistler, her şeyi kendi kutuplarına çekmeye çalışırken, ana siyasal güçler hâlâ Yerel-Küresel ekseninde dizilmişti. “Ekolojik kriz”i, kendi topraklarını savunmak kadar hayati ve doğrudan hissettiremediler.
Kaçırılan fırsat. Ekoloji ve sosyal hareketler etkili bir şekilde birleşemedi; “sosyal” ve “ekolojik” sorular arasında sahte bir tercihte kaldılar. Bu, piyasa güçlerinin “Büyük Hızlanması” ve Dünya’nın tepkisiyle orantılı “büyük dönüşüm” için gerekli enerjiyi yaratmalarını engelledi.
7. Sınıf Mücadelesi Jeo-Sosyal Mücadeleye Dönüşmeli
Sınıf analizleri, Solcuların düşmanlarına kalıcı biçimde karşı durmasını hiç sağlamadı (bu, Polanyi’nin liberalizmin yok olacağı öngörüsünün neden yanlış olduğunu açıklar), çünkü maddi dünyanın tanımı o kadar soyut, idealistti ki, yeni gerçekliği kavrayamadılar.
Soyut materyalizmin ötesinde. Geleneksel sınıf analizi, “üretim sistemi” içindeki konumlara dayanır ve Küresel çekim merkezinin soyut, idealist materyalizmine bağlıdır. Farklı maddelerin (kömür ve petrol gibi) çatışmaları ve güç dinamiklerini nasıl şekillendirdiğini somut olarak kavrayamadı.
Çatışmanın jeo-mantığı. Sınıf mücadeleleri bir “jeo-mantığa” bağlıdır. Örneğin kömürden petrole geçiş, emek ve kontrolün maddi koşullarını değiştirdi; elitlerin işçilere karşı kazanmasını sağladı, geleneksel “sosyal sınıflar” aynı tanımla kalsa bile.
Yeni mücadele haritaları. Eski sınıf haritası siyasal yaşamda etkisini yitirdiğinden, “jeo-sosyal konumlar” haritaları çizmeliyiz. Bu, Yeryüzü’ne yönelimle dayatılan yeni maddiliği hesaba katan, gerçek çıkarları tanımlayan daha gerçekçi bir sınıf mücadelesi tanımı gerektirir.
8. “Doğa”nın Sorunlu Kavramı Siyaseti Felç Etti
Çünkü siyaset yapmak için çıkarlarını ve eylem kapasitelerini birleştiren aktörlere ihtiyaç vardır. Ancak topluma dış, eylem gücünden yoksun nesnelerle ittifak kuramazsınız.
Nesnelerin dışsallığı. Belirli bir siyasal-bilimsel tarih, doğayı topluma dış, nesnel yasalara tabi ve eylem gücünden yoksun bir kavram olarak icat etti. Bu, çevre sorunlarını etkili biçimde siyasallaştırmayı ve insan olmayan aktörlerle ittifak kurmayı imkânsız kıldı.
Galileyen ve Lovelockçu. Bu ayrım ikiye bölünmeye yol açtı: “doğa-evren” (uzaktan görülen, dışsal, kayıtsız Galileyen nesneler) ve “doğa-süreç” (yakından görülen, içsel, tepki veren Lovelockçu aktörler). Modernite ilkiyle nesnel gerçekliği ve ilerlemeyi, ikincisiyle öznel duyguları ve arkaikliği ilişkilendirdi.
Siyasal felç. Bu bölünme, ekolojistlerin “doğayı korumak” (doğa-evren) dediğinde, bunun çok uzak ve soyut kaldığını hissettirerek insanları harekete geçirmeyi zorlaştırdı. Bu soyut “doya”yı sınıf çatışmalarında kullanmak, betona basmak gibiydi; sosyal ve ekolojik hareketler arasında etkili ittifakları engelledi.
9. Evren Değil, “Kritik Bölge” Bilimlerine İhtiyacımız Var
Doğadan genel olarak ne kadar bahsederseniz edin, evrenin büyüklüğüne ne kadar hayran kalırsanız kalın, gezegenin kaynayan merkezine ne kadar dalarsanız dalın, sizi ilgilendiren her şey minicik Kritik Bölge’de yer alır.
Yaşanabilir katmana odaklanmak. Yeryüzü’nü anlamak için bilimsel dikkatimizi “Kritik Bölge”ye vermeliyiz—atmosfer ile yer kabuğu arasındaki ince katman, yaşam ve jeolojik süreçlerin etkileştiği alan. Bu minicik bölge, bizi ilgilendiren her şeyin yer aldığı, evrenin büyüklüğünden ya da gezegenin içinden farklı bir alandır.
Farklı epistemoloji. Kritik Bölge bilimleri, evren bilimlerinden farklı bir epistemoloji gerektirir. Bunlar yerel, insan eylemleriyle iç içe ve hemen rekabet eden çıkarlar ve bilgi iddialarıyla dolu tartışmalara dalmış olgularla ilgilenir; astrofiziğin uzak, ilgisiz nesnelerinden farklıdır.
Siyasal işlev. Kritik Bölge bilimleri doğası gereği siyasaldır; çünkü barınma alanlarımızı oluşturan aktörleri ve süreçleri tanımlar ve hayatta kalmak için onlarla müzakere etmemizi sağlar. Dünya’nın “ateşli faaliyeti” hakkında gerekli “soğukkanlı bilgiyi” sunar ve siyasal duyguları Yeryüzü’ne yönlendirmek için elzemdir.
10. Çatışma Üretim ve Üretim Dışı Sistemler Arasında
Bu iki sistem çatışmaya giriyorsa, başka bir otorite ortaya çıkmıştır; tüm eski soruları yeniden gündeme getirmek gerekir; artık sadece özgürleşme projesinden değil, yeniden keşfedilen bağımlılık değerinden hareketle.
İki karşıt mantık. Mevcut kriz sadece üretim sistemi içindeki (örneğin sermaye ve emek) bir çatışma değil; üretim sistemi ile üretim dışı bir sistem arasındaki derin bir çelişkidir. İlki özgürlük, insan merkezlilik ve mekanistik görüşlere dayanırken; ikincisi bağımlılık, dağıtılmış aktörlük ve oluşum süreçlerine dayanır.
Bağımlılık otoritesi. Yeni İklim Rejimi, yeni bir otoriteyi ortaya koyar: Dünya sistemi kendisi, sınırlar ve bağımlılıklar dayatarak “doğal” kısıtlamaların üstesinden gelmeye dayalı modernist özgürleşme projesini zorlar. Elitlerin kaçışı, bu yeni otoritenin pervasızca kabulüdür.
İnsanın yeniden tanımı. Bu çatışma “insan”ın yeniden tanımlanmasını zorunlu kılar. Artık sadece “doğada” olan ya da doğayı aşan bir varlık değil; sayısız diğer yeryüzü varlığıyla (insan olmayanlar dahil) karşılıklı bağımlılık ve oluşum içinde olan “yeryüzü”lüdür.
11. Siyasal Zemin Bulmak İçin Barınma Alanlarımızı Yeniden Tanımlamalıyız
Siyasal olarak nasıl hareket edebiliriz ki, dünyayı oluşturan şeyleri santimetre santimetre, varlık varlık, kişi kişi envanterine almadan, ölçmeden?
Siyaset tanımlamaya ihtiyaç duyar. Siyaset, soyut geleneksel dil yüzünden özünü yitirdi; çünkü bu dil insanların yaşamlarının somut gerçekliği ve görünmez bağımlılıklarıyla bağ kuramıyor. Barınma alanlarımızın alternatif tanımlarını üretmeliyiz.
Bağımlılıkların envanteri. Bir barınma alanını tanımlamak, bir yeryüzü varlığının (insan ya da insan olmayan) hayatta kalmak için neye ihtiyaç duyduğunu ve neyi savunmaya hazır olduğunu listelemek demektir. Bu, ajanlar, süreçler ve dolanıklıklar hakkında kapsamlı bir araştırma gerektirir; üretim sisteminin basit “insanlar ve kaynaklar” modelinin çok ötesinde.
Yeni siyasal coğrafya. Bu yeniden tanımlama, geleneksel idari ya da ulusal sınırlarla örtüşmeyen toprakları ortaya çıkarır. Paylaşılan bağımlılıklara dayalı jeo-sosyal çatışmaları ve potansiyel ittifakları görünür kılar; küreselleşme-eksinin ortadan kaldırmaya çalıştığı “protesto dayanaklarını” sağlar.
12. Avrupa Yeni Rejime İniş İçin Model Sunabilir
İniş yapmak mutlaka bir yere inmektir.
Olası bir yurt. Eski Kıta Avrupa, Yeni İklim Rejimi’ne iniş için benzersiz bir model sunabilir. Küre ve modernleşme fikrini icat etmiş, milliyetçilik ve imparatorluğun dehşetlerini yaşamış olan Avrupa, küreselleşme-eksi ve katı ulusal sınırlara çekilmenin tehlikelerini anlıyor.
İnceleme Özeti
Down to Earth kitabı hakkında görüşler karışık. Birçok kişi, iklim değişikliği, siyaset ve yeni bir ekolojik yaklaşım gerekliliği üzerine yaptığı derinlemesine analiz için kitabı övüyor. Okuyucular, Latour’un kendine özgü bakış açısını takdir ediyor ve siyasetin "dünyevileştirilmesi" yönünde yeniden şekillendirilmesi çağrısını destekliyor. Ancak bazıları, kitabın yazım tarzını fazla soyut, karmaşık ve takip etmesi zor buluyor. Eleştirmenler, eserin somut kanıtlar ve net çözümlerden yoksun olduğunu savunuyor. Zorluklarına rağmen, birçok okuyucu Latour’un iklim değişikliği karşısında Dünya ile ve küresel siyasetle olan ilişkilerimizi yeniden düşünme konusundaki fikirlerinde değer buluyor.
Diğer Okunanlar
SSS
What is "Down to Earth: Politics in the New Climatic Regime" by Bruno Latour about?
- Central Thesis: The book argues that the explosion of inequalities, the denial of climate change, and the crisis of globalization are interconnected symptoms of a single historical shift.
- Political Reorientation: Latour proposes that traditional political categories (Left/Right, Local/Global) are obsolete in the face of the new climatic regime, and that politics must be reoriented toward what he calls the "Terrestrial."
- Climate and Inequality: He contends that climate change denial and rising inequality are deliberate strategies by elites to abandon the idea of a shared world.
- Call to Action: The book is a call to "land" somewhere new politically, to redefine our attachments and alliances in a world where the ground—both literal and metaphorical—is shifting.
Why should I read "Down to Earth" by Bruno Latour?
- Timely Political Analysis: The book offers a fresh perspective on the political upheavals of the last few decades, linking them to environmental crises.
- Conceptual Innovation: Latour introduces new frameworks for understanding politics in the Anthropocene, moving beyond outdated binaries.
- Practical Relevance: It addresses urgent questions about migration, identity, and belonging in a world destabilized by climate change and globalization.
- Intellectual Challenge: Readers interested in philosophy, political theory, or environmental studies will find Latour’s arguments both provocative and deeply relevant.
What are the key takeaways from "Down to Earth" by Bruno Latour?
- Interconnected Crises: The denial of climate change, rising inequality, and the backlash against globalization are all facets of a single, deeper crisis.
- Obsolete Political Coordinates: Traditional Left/Right and Local/Global distinctions no longer help us navigate current political realities.
- The Terrestrial Attractor: Latour proposes a new political orientation—toward the "Terrestrial"—which recognizes the agency of the Earth and the need for new forms of attachment and solidarity.
- Necessity of New Alliances: Building a livable future requires forging alliances across old divides, focusing on shared dependencies and vulnerabilities.
How does Bruno Latour define the "New Climatic Regime" in "Down to Earth"?
- Historical Shift: The New Climatic Regime refers to the period in which the Earth's climate has become a central political actor, reacting to human actions.
- End of Modernization: It marks the collapse of the dream of endless progress and globalization, as the planet can no longer sustain such ambitions.
- Political Consequences: The regime forces a rethinking of sovereignty, borders, and the very idea of a common world.
- Universal Migration: Everyone, both literal migrants and those left behind by globalization, is now in search of new ground—physically and existentially.
What does Latour mean by the "Terrestrial" and why is it important in "Down to Earth"?
- New Political Attractor: The Terrestrial is Latour’s term for a new orientation in politics, distinct from the Local, the Global, and the Out-of-This-World (Trumpism).
- Agency of the Earth: It recognizes the Earth as an active participant in politics, not just a passive backdrop.
- Shared Dependencies: The Terrestrial emphasizes the interconnectedness and mutual dependencies of all beings within the thin "Critical Zone" of life.
- Basis for Alliances: It provides a foundation for new forms of solidarity and political action, grounded in the realities of ecological entanglement.
How does "Down to Earth" by Bruno Latour critique traditional political categories like Left/Right and Local/Global?
- Obsolescence of Binaries: Latour argues that these categories are products of a now-defunct modernization project and no longer map onto current realities.
- Misleading Divisions: The Left/Right and Local/Global axes obscure the real stakes of contemporary politics, especially regarding ecological crises.
- Need for Reorientation: He suggests that politics must be reoriented toward the Terrestrial, which cuts across these old divisions.
- New Alliances Required: The book calls for alliances that transcend traditional categories, focusing instead on shared vulnerabilities and dependencies.
What is Latour’s explanation for the rise of climate change denial and increasing inequality in "Down to Earth"?
- Elite Strategy: Latour posits that a segment of the ruling classes, realizing the limits of the planet, have chosen to abandon the idea of a shared future and instead secure their own survival.
- Deregulation and Denial: This has led to policies of deregulation, the dismantling of solidarity, and the deliberate denial of climate change to avoid responsibility.
- Explosion of Inequality: The result is a world where elites retreat into "gilded fortresses," leaving the majority to face the consequences of environmental and economic crises.
- Political Consequences: This abandonment fuels populist backlash, epistemological confusion, and a general sense of disorientation.
How does "Down to Earth" by Bruno Latour connect the issues of migration, identity, and climate change?
- Generalized Migration: Latour argues that the migratory crisis is now universal—everyone is searching for new ground as the old certainties disappear.
- Loss of Ground: Both literal migrants and those left behind by globalization experience a loss of territory, identity, and security.
- Climate as Driver: Climate change is a key driver of migration, both directly (through environmental disasters) and indirectly (through economic and social upheaval).
- Challenge to Identity Politics: The book warns against retreating into rigid identities and borders, advocating instead for new forms of attachment and solidarity.
What is the "Critical Zone" and why is it central to Latour’s argument in "Down to Earth"?
- Definition: The Critical Zone is the thin layer of the Earth’s surface where life exists—just a few kilometers thick between the atmosphere and bedrock.
- Focus of Politics: Latour argues that all meaningful political and ecological questions are situated within this zone, not in the abstract "nature" or the infinite universe.
- Scientific Importance: Understanding and protecting the Critical Zone requires new forms of scientific inquiry and political organization.
- Ground for Solidarity: It is within the Critical Zone that new alliances and forms of dwelling must be forged.
How does Latour propose we "land" or "orient ourselves" politically in "Down to Earth"?
- Redescription of Attachments: He calls for a detailed, bottom-up description of our dependencies and attachments—what and whom we need to survive.
- New Political Mapping: Instead of abstract programs, Latour advocates for mapping the real, material conditions of our dwelling places.
- Learning from History: He suggests using historical models like France’s pre-revolutionary "ledgers of complaints" to inventory grievances and needs.
- Building Alliances: The process involves negotiating new alliances based on shared vulnerabilities within the Critical Zone.
What practical advice or methods does Bruno Latour offer in "Down to Earth" for political action?
- Inventory of Dependencies: Begin by listing what you, as a terrestrial, depend on for survival—people, ecosystems, infrastructures.
- Local Investigations: Conduct investigations into the specific conditions and agents that make up your dwelling place.
- Reject False Choices: Avoid being trapped by the false dichotomies of Local vs. Global or Left vs. Right.
- Forge New Alliances: Seek alliances based on shared material interests and vulnerabilities, not just ideological affinities.
What are the best quotes from "Down to Earth" by Bruno Latour and what do they mean?
- "To resist this loss of a common orientation, we shall have to come down to earth; we shall have to land somewhere."
- This encapsulates Latour’s call for a new political grounding in the face of disorientation.
- "The absence of a common world we can share is driving us crazy."
- Highlights the psychological and social consequences of the breakdown of shared realities.
- "The Terrestrial is not yet an institution, but it is an actor whose role is clearly different from the political role attributed to 'nature' by the Moderns."
- Emphasizes the need to recognize the Earth as an active political participant.
- "We are earthbound, we are terrestrials amid terrestrials."
- A call to recognize our embeddedness and interdependence within the living world.
- "Any politics that failed to propose redescribing the dwelling places that have become invisible would be dishonest."
- Stresses the importance of concrete, situated political action over abstract programs.
Kantelingen Serisi Seri
PDF İndir
EPUB İndir
.epub digital book format is ideal for reading ebooks on phones, tablets, and e-readers.